Aziziye Alaca Köyü

Aziziye Alaca Köyü

Alaca Köyü haberleri, Aziziye Alaca köyü güncel son dakika gelişmeleri, Alaca köyü ile ilgili tüm video, fotoğraf ve haberler, Erzurum Köyleri Arasında yer alan Alaca köyünde vefat edenler, köyün eski adı haberimizde.

Aziziye  Alaca Köyü düğünleri, gelenek ve görenekleri, düğün videoları, Alaca Köyü son dakika gelişmeleri, Alaca Köyü ne özgü yemekler, Aziziye Alaca Köyü nün tarihi, Alaca Köyü nerede, hangi il ve ilçeye bağlı, Alaca Köyü ne ait haberler, son dakika gelişmeleri, tüm resim ve videoları bu haberimizde.

Alaca Köyü , Erzurum ilinin Aziziye ilçesine bağlı bir köydür. Yolunuz doğu anadolu bölgesine düşer ve bu köyün yakınlarından geçiyorsanız Alaca Köyü Resimleri ve Alaca Köyü videoları sizin de ilginizi çekebilir.

Aziziye Haber ile ilgili web sitesi ve uygulamalar hangileridir. Doğu Anadolu yöresine özgü haber kanalı var mı? Aziziye Erzurum Arası Kaç Km? Aziziye Hava Durumu? Erzurum Köyleri ve Aziziye Köyleri ni merak ediyorsanız doğru adrestesiniz demektir.

İnternetten araştırma yapıyor memleketinizdeki ünlü sanatçı ve futbolcular kimler diye merak ediyorsanız ve Erzurumlı iseniz Erzurum Doğumlu Ünlüler  e göz atmak yararınıza olacaktır. Erzurumlı Ünlüler arasında Aziziye Alaca Köyü  Köyünde doğan biri var mı? Aziziye Doğumlu Ünlüler Kimler?

ALACA KÖYÜ GENEL BİLGİLER | TARİHÇE

Alaca, Erzurum ilinin Aziziye (eski adı: Ilıca) ilçesine bağlı bir mahalledir.

İlk yerleşme yeri, Karasu ile Pulur Çayı arasındaki verimli bölge olan Aziziye (Ilıca) ilçesi ve bu ilçenin 6 km. batısında bu bölgenin sınırları içinde yer alan Alaca mahallesi ve aynı coğrafi bölgede bulunan Karaz (Kahramanlar) mahallesinde yapılan kazılar ve arkeolojik araştırmalar, buradaki hayatın milattan önce 4000'li yıllara kadar uzandığını göstermektedir. Bölge sırayla; Huriler, Hayaşa, Azzi krallığı, Urartular (MÖ 900-600), İskitler, Medler ve Persler'in istilâsına uğramıştır. MÖ 65 yıllarında Romalılar'ın hâkimiyetine geçmiştir. MS 1040 ile 1063 yıllarında Büyük Selçuklu Devleti komutanlarından İbrahim Yınal ile Kutalmış, Erzurum'u ele geçirmek için Ilıca ve yöresinde ordugâh kurmuşlardır. Malazgirt Zaferi'nden sonra Alaca 'nın da içinde bulunduğu bölge tamamen Türklerin eline geçmiştir.

Daha sonra 1080'li yıllarda Ilıca ve yöresi Saltukoğulları ’nın yönetimine girmiştir. 1230 yılında Konya Selçuklularının eline geçen bu yöre, 1242 yılanda Anadolu’yu istila eden Moğollar tarafından yağmalanmıştır.

(1295-1304) İlhanlılar'ın, 1385 yılında Karakoyunlular'ın, 1387'de de Timur‘un himayesinde kalmıştır.

Osmanlıların eline geçtikten sonra Osmanlı Sultanları Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman doğu seferinde bu bölgeyi konaklama yeri olarak kullanmışlardır.

1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla IV. Murat'ın Tebriz beylerbeyi ve Valisi Mahmut Beyin kurduğu ve yerleştiği köylerden biridir. Köy halkı, Oğuz Türklerinin Bayındır boyuna bağlı Akkoyunlu oymaklarına mensuptur.Ayrıca Bozulus Türkmenleri olarak da adlandırılmışlardır.

Mahallede Urartu, Pers, Roma, Bizans,Selçuklu, Osmanlı eser kalıntıları mevcuttur. Köy adı Güney Azerbaycan şehir ve köylerinin adlarını taşımaktadır. Bu şekilde adlandırmanın nedeni; göç edilen yerlerin hatırasının yaşatılmasıdır. Bugün İran-Tebriz'de Alaca adı ile köy bulunmaktadır.Türkiye’de Sivas, Elâzığ, Batman, Bayburt, Gaziantep, Diyarbakır,Artvin, Şanlıurfa, Kars ve Erzurum illerinde toplam oniki adet Alaca adında köy bulunmaktadır.Bunlardan üçü Erzurum ili sınırları dahilinde Aziziye(Ilıca), Köprüköy, ve Hınıs ilçelerindedir.[1][2][3] Erzurum - Ilıca - Alaca Mahallenindeki Alacahöyük ayrıca mahallenin tarihi özelliğini günümüze yansıtmaktadır.

Birçok kez işgal ve istilaya uğrayan Ilıca ve köyleri , I. Cihan Harbinde Rus General Yudeniç komutasındaki Rus Ordusunun Erzurum'u işgal etmesi üzerine bölgeden geri çekilen Türk Ordusunu takip eden Ruslarla Türkler arasında 16-17 Şubat, 1918 gecesi şiddetli çarpışmalar vukuu bulmuş ve ardından Erzurum Rusların eline geçmiştir. Rus Askeri tarihçisi Korsun " Erzurum Operasyonu" adlı eserinde: "18 Şubat Saat 14.00'da 156. Elizavetplski Piyade Alayı öncü kuvvetlerinin Ilıca'yı ele geçirdiğini yazmaktadır. Böylece Rus İşgaline düşen Ilıca ve köylerindeki ahali kış ayının şiddetli soğuğuna rağmen Erzincan üzerinden; Kayseri, Adana, Sivas ve Tokat gibi iç bölgelere göç etmişlerdir. Bu göç esnasında soğuk ve açlıktan çok sayıda Türk yollarda hayatını kaybetmiştir.

17-18 Şubat, 1916'da başlayan göç 2 yıllık süreçte devam etmiştir. Erzurum'u işgal eden Rusların 1917 Bolşevik İhtilali 'nden sonra çekilip bölgeyi Ermenilere bırakmaları neticesinde katliam olayları süregelmiştir.

Kolordu Karargâhını Ilıca'nın batısında bulunan Alaca mahallesine 10 Mart 1918 günü taşıyan Kazım Karabekir, burada Ermeniler tarafından yapılan katliamı şöyle anlatmaktadır: "Köyü dolaştım Facianın en müthişi burada idi süngülenmiş veya yakılmış cesetlerin başındaki ağlama ve bağrışmalar insanın tüylerini ürpertiyordu. Süngülenmiş memedeki çocukları kucağına almış bazı analar saçlarını yoluyorlardı." Alaca gerçekten Erzurum'un köyleri arasında en fazla tahribata ve insan kaybına uğrayan köylerden biriydi.

(1986 yılında Alaca 'da yapılan toplu mezar kazısında 278 insana ait kalıntılar bulunmuş, Ermeni vahşeti Basın Yayın araçları ile kamuoyuna duyurulmuş ve bu masum insanların anısına köy girişinde bir şehitlik ve Alaca Köyü Şehitler Anıtı yapılmıştır. Her yıl 10 Mart günü mahallede, şehitleri anma ve mahallenin düşman işgalinden kurtuluşu ile ilgili geniş katılımlı programlar ve etkinlikler düzenlenmektedir.) [2][3]

Alaca mahallesi ve Anadolu'nun muhtelif benzeri yerlerinde vuku bulanMüslüman - Türk katliamları konusu dünya komuoyunda tartışılmaya günümüzde de devam etmektedir.

Köy halkı gelenek – görenek - örf - kültür ve tarihine bağlıdır. Bu durum; sosyolojik ve tarihsel pek çok özellik açısından dikkate alındığında:Düğün, bayram, cenaze, kandil geceleri, doğum, isim koyma, bazı batıl inanışlar, türkü, masal, ninni, halk hikâyeleri, menkıbe, bilmece, oyun, atasözü, deyimler, tekerlemeler, dil, lehçe, folklor, oyun, mutfak, v.s., süreklilik ve değerlere bağlılığın belli bir minval üzere yaşandığını bariz bir şekilde anlamak mümkündür. Genel olarak Türk kültürü ve İslam-i hayat tarzı yaşanmaktadır. Misafirperverlik konusunda halk adeta yarış halindedir. Köy halkının sosyal yardımlaşma ve dayanışma konusundaki duyarlılığı her fırsatta tezahür etmektedir. Yaşlı ve gençler arasındaki saygı ve sevgi diyalogu en bariz biçimde göze çarpar. Maddi yönden zengin-fakir arasındaki diyalog gizlice yaşanır.

Kış mevsiminin uzun ve zorlu yaşanması insanların birbirlerine daha da yakınlaşması ve bir araya gelmelerine sebeptir. Özellikle erkekler “yazlık” adı verilen ev dışında bağımsız tek ve kapalı birim mekanlarda soba başında toplanırlar. Ortama göre ya dini sohbetler yapılır veya topluluğu oluşturan çoğunluk gençlerden oluşuyorsa oyunlar oynanır, yemek yenir, özellikle çay her ortamın olmazsa olmazı olup, yaz-kış aşırı miktarda tüketilir. Kış akşamlarında “ tel helvası” çekilir (hazırlanır). Bu olay pişmaniye’nin Alaca mahallesi ve yöresine ait versiyonudur. Bu birliktelikler aynı zamanda mahallede yaşayanların birbirlerinden ve günlük olup-bitenlerden haber almaları anlamına da gelmektedir.

Kış sporu sayılan “kızak”la kar-buz üzerinde kayma çocukların en gözde eğlencesidir.Her türlü zorluğa ve soğuğa rağmen köy camisinden aşağı uzanan iniş aşağı rampada kızakla buz üzerinde kaymak, adeta çocukların ilerideki yaşamlarında hatırlayacakları nostaljinin alt yapısını oluşturur.

Günden güne eğitim-öğretime verilen değer artmaktadır. Son otuz yıllık süreçte köy halkından üniversite eğitimi görenlerin sayısı oldukça fazladır.

Köy ve yöresine özgü yemekler: Zengin Türk mutfağı na ilaveten ;Ayran aşı, tandırda güveç et yemekleri, kuymak, tereyağlı peynir helvası, kurut, hıngel, tirit, haşıl, kiriş, çaşır, tatar böreği, tereyağlı su böreği, lor dolması, kartol pancarı(patates yahnisi), şile, şalgam dolması, pazı ve lahana dan yapılan etli-zeytinyağlı yemekler, evelik ve kuzu kulağı (bitki) kavurması; ebegümeci,pirpirim (semizotu);Tatlı olarak dökme tepsi tel kadayıf ve kadayıf dolması, burma tatlısı, hasıta, dut-pestil çullaması yörenin en bilinen ve sevilen tatlılarıdır. Hamurişi olarak;sini ketesi-içli kete-tandır ketesi ,açık ekmek (lavaş)- pide (tandırda), gugul(tereyağlı) yapılır.Kahvaltıda ve hemen hemen her öğün yemek sonrası az da olsa tüketilen göğermiş (kerti) lor, civil peynir, koyun peyniri yörede meşhurdur. [4]

Mahallenin iklimi, Karasal iklimin etki alanı içerisindedir. Kışları soğuk ve kar yağışlı geçer, yazlar ise genellikle sıcak ve kuraktır. Kış erken başlar, genellikle Ekim ayının ikinci yarısı ile Kasım ayı başlarında köye ilk kar yağar. Mayıs ayı ortalarına kadar kar örtüsü kalkmaz. Kış aylarında oldukça şiddetli soğuklar yaşanır. Yazlar da kış kadar erken başlar ve sıcaktır; fakat nem az olduğundan dolayı bu sıcaklık fazla hissedilmez. Gece ve gündüz arasındaki sıcaklık ve yıllık sıcaklık farkı çok fazladır.

Mahallede yaşanan İklimin genel özelliği: Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Yıllık yağış miktarı azdır. Bitki örtüsü bozkırdır.

Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yem bitkileri olarak Fiğ,Yonca ve Korunga); tahıl ürünlerinden ise Buğday(Ekmeklik),Arpa,Çavdar,Mercimek yetiştirilmektedir. şeker pancarı,ayçiçeği ve son yıllarda mısır endüstri ürünleri olarak yetiştirilmektedir. Taze soğan,taze fasulye, domates, lahana, patates, şalgam,havuç, sebze ürünleri yetiştiriciliği de yaygındır. Gelişen teknoloji, mahalledeki insan gücüne dayalı tarım işçiliğini kısmen de olsa kolaylaştırmakta,üretimde kalite ve miktar artışına sebep olmaktadır.Mahallede büyük-küçük baş hayvan ve kümes hayvanları besi yetiştiriciliği yapılmaktadır.Et-süt üretiminin yanı sıra bal üretimi gerçekleştirilmektedir.Arıcılık açısından haziran-temmuz ayları döneminde yurdun diğer bölgelerinden gelen arıcıların tercih ettiği bölgelerdendir.[6]

Mahallenin tek okulu olan Yunus Emre Yücelik ilköğretim okulunda eğitim-öğretim hizmetleri yapılmaktadır.[7] Mahallede hem içme suyu şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur,PTT acentesi vardır.Sağlık ocağı vardır.[8]

Ilıca-Kandilli asfalt yolunun 10. km'sinden sağa dönüş ile 1 km'lik Köy yolu da asfalt olup, mahallede elektrik ve sabit telefon vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulduğu ilk yılları takip eden süreçte ülke genelinde kalkınma hamlesi olarak özellikle demiryollarındaki gelişmeler önem arzeder. 1939 yılında yörenin gelişmesi açısından yolcu ve yük nakli amacıyla Alaca mahallesi ve komşu diğer köylerin de yaralanabileceği düşünülerek yapılan; Alaca, Atlıkonak, Çiğdemli, Tebrizcik, Demirgeçit köylerinin ortak yararlandığı "Çiçekli" demiryolu istasyonuna günümüzde ulaşım alanındaki (hem karayolu ve hem de hava yolu taşımacılığında)teknolojik gelişmeler ve yenilikler gereksinimi azaltmış olması sebebiyle istasyon yetkililerce yakın tarihte kapatılmış, yıkılarak iptal edilmiştir.

Farklı kalkış-varış istasyonunundan hareket eden trenler mahallenin içinden geçen demiryolundan seyretmektedir. Köylülerin İlgi ve talepleri doğrultusunda ilgili kurumca köye zaman zaman bönliyö tren seferleri düzenlenmektedir. Mahalleye ulaşım ağırlıklı olarak karayolu ile sağlanmaktadır. Erzurum Havalimanı ile köy arasındaki mesafe yaklaşık 20 km'dir. Erzurum-Ilıca-Kandilli-Aşkale-Erzincan Karayolu güzergahında bulunan Alaca mahallesi, karayolu ile önünden akan Karasu ırmağı ile kesilmektedir. Köyü Karayoluna bağlayan Karasu üzerindeki köprünün çok eskiyerek yıkılması sonucu 1957 yılında yeniden devlet tarafından yaptırılmış ve hali hazırda günümüzde de bu köprü kullanılmaktadır.

İlgili Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.