1. HABERLER

  2. GİRESUN

  3. Giresun Çaldağ Köyü
Giresun Çaldağ Köyü

Giresun Çaldağ Köyü

Çaldağ Köyü Haberleri, Giresun Çaldağ Köyü Güncel Son Dakika Gelişmeleri, Giresun Çaldağ Köyü İle İlgili Tüm Video, Fotoğraf Ve Haberler, Giresun Köyleri Arasında Yer Alan Çaldağ Köyünde Vefat Edenler, Köyün Eski Adı Haberimizde.

A+A-

Giresun Çaldağ köyü düğünleri, gelenek ve görenekleri, düğün videoları, Çaldağ köyü son dakika gelişmeleri, Çaldağ köyüne özgü yemekler, Giresun Çaldağ köyünün tarihi, Çaldağ köyü nerede, hangi il ve ilçeye bağlı, Çaldağ köyüne ait haberler, son dakika gelişmeleri, tüm resim ve videoları bu haberimizde.

Çaldağ , Giresun ilinin Merkezine bağlı bir köydür. Yolunuz Marmara bölgesine düşer ve bu köyün yakınlarından geçiyorsanız Çaldağ  Köyü Resimleri ve Çaldağ  Köyü videoları sizin de ilginizi çekebilir.

Giresun Çaldağ Köyü Resimleri

Giresun Çaldağ Köyü Resimleri

Giresun Haber ile ilgili web sitesi ve uygulamalar hangileridir. Marmara yöresine özgü haber kanalı var mı? Giresun Hava Durumu? Giresun Köyleri ni merak ediyorsanız doğru adrestesiniz demektir.

İnternetten araştırma yapıyor memleketinizdeki ünlü sanatçı ve futbolcular kimler diye merak ediyorsanız ve Giresun li iseniz  Giresun Doğumlu Ünlüler  e göz atmak yararınıza olacaktır. Giresun lu Ünlüler arasında Giresun Çaldağ Köyünde doğan biri var mı? Giresun Doğumlu Ünlüler Kimler?

Çaldağ, Giresun ilinin merkez ilçesine bağlı bir köydür.

Giresun un Türkleşmesinde Harşit Vadisi ve Kürtün Vadisini adı geçmektedir. Bu vadilerden de Türkmenlerin Çepni Boylarının adı geçmektedir. Bu iki vadinin adının geçmesi ve Anadolunun kapısının Malazgirt Savaşı ile açıldığını düşünürsek Giresun un Türkleşmesi doğudan giriş, kapılarının da vadiler olduğu bir gerçektir. Oysa , Giresun’ un Türkleştiren bir diğer kapıda Baltama Vadisidir

  Ancak ; Baltama Vadisinden giren Türklerin Türkmenlerin Çepni Boyundan Oluğunu düşünülemez. "Bölgemizin Türkleşmesin de Çepni boylarının etkisi olmuşsa da Faruk Sümer in Oğuzlar (Sayfa 210-211 ) kitabında Oğuz boylarından da bölgeye gelenlerin olduğu belirtilmektedir.
 Fatih devri Tahrir defterinde Oğuz-lu ,Çepnü-lü, Döğer, Eymür, Karkın, Alayundlu, Bayadı, Bayındır,İğdir gibi oğuz boylarına ait boyların geldiği belirtilmiştir. (Doç B. Yediyıldız Ordu Kazası Sosyal Tarihi s 50)" Yurdumuzun birçok yörelerinde Türkmen, Çepni olarak bilinen kendilerini de böyle tanımlayan insanlarımız halen mevcuttur. Bu insanlarımız Alevi Bektaşi İnanç kültürüne sahiptirler. Oysa Baltama yöresinde bu kültüre ait ne bugünde, ne de geçmişten bu kültür izlerinin geleneği yoktur. Oysa Kürtün Vadisinde halen Bektaşi Kültür inancında olan insanlarımız vardır.

  Batlamanın Türkleşmesini sağlayan boyun Osmanlının da boyu olan Kayı boyuna çok yakın olduğu düşünülebilinir Çünkü ; Batlamadaki köy adlarının ; Orhaniye, Burhaniye, Osmaniye, Sultaniye, Okçu, Melikli köyleri adlarında Bursa ve Bilecik yöresinde de çok olduğu görülmeltedir.
  Osmanlının kuruluşu Bursa ve Bilecik yöresinde olduğuna göre her iki yörede de aynı yerleşim isimleri birebir kullanılması Batlamayı Türkleştirenlerle Bursa ve Bileciği Türkleştirenler arasında bir bağ olduğunu düşündürüyor.Bir diğer önemli husus ise mezar taşlarının sade , mezarlıkların da süslemeden uzak oluşudur.
  Batlamanın Türkleşmesinde Hacı Ferah'ın etkisinide unutmamak gerekir. Rivayet odur ki ; Batlama İnişdibinden itibaren fethi başladığında " Şu Karşı ki tepeyi Alınca (Alınca Köyü) Karşı ki tepeye Gireriz. (Giresun) Melikli Tahtalı Camii de Hacı Ferrah ; Kardeşi Alınca Köyünde ; Seyit vakkas da Giresun dadır. Bu üç şahsiyetin sıradan insanlar olabileceğini düşünmek yanlışlık olur.

  Hoca Ahmet Yesevinin " Diyarı Rum a Gidiniz" sözünü emir kabul eden erenlerden olabileceğini düşünmek daha doğru olur. Baltama Vadisindeki Çef Deresinden yukarısının bir zamanlar Melikli Köyü Olarak adlandırıldığını biliyoruz. Bilahere Melikli Köyünün bölünmesi Osmanlı döneminde olduğunu düşündüğümüzde isimlerinde bu nedenden dolayı verilmiş olabilir. Ama Osmanlı döneminde sadece Giresun da mı köy bölündü de Bursa ve Bilecik yöresindeki isimler verildi ? Sorusu da sorulabilinir .
  Bu isim benzerliklerinden hareketle Batlamayı Türleştiren ecdat ile Bursa ve Bilecik’i Türkleştiren ecdadın bir birleriyle yakınlıklarını düşünüyorum. Giresun Tarhçesinde “Livadenos’un raporuna göre 1341’den kısa bir süre önce Kerasus Türkmenler’in eline geçti. “ dediğine göre her iki yörenin de aynı tarihte Türkleştiğini düşünmek mümkündür.
 " Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ; Giresun için ; Canik ve Trabzon sancakları (Vilayet) arasında beyninde vaki (paylaşılmış) olmuştur .
  Fatih zamanında hazırlanan Tahrir Defterinde Giresun şehrinin doğusunda bulunan bugün merkez kazaya bağlı köylerinden çoğu Canik i Bayram (Samsun Vilayetinin -Ordu) kazasında bulunuyordu. Mesela Giresun un batısında bulunan Baltama Deresi üzerinde olup bugün Giresun merkez ilçesine bağlı bulunan Akköy,Melüklü,Niyabenbet-i Kebsil’de (Ordu Merkez İlçesine Bağlı ) Bölük-i Pir Kadem Kethüda’ya bağlı. Sayca ise B. Şemsettin Kethudaya Bağlı İdi.(Ordu Uzunisa Bucağı) Denilmektedir. (Seyahatname s 79)" "Köyümüzün Tarihçesi Başbakanlık Arşivinde bulunun Tabrir Defterlerinin 1455-1485 taksimatlarında “ Bölük-i Pir Kadem Ketbuda (MELİKLİ) adındaki yerleşim yeri olarak Giresun un batısında denize dökülen Baltama Deresi nin yukarı kesiminde bu günde mevcut olan Giresun Merkez İlçesine bağlı bulunan Melikli Köyü olduğu anlaşılıyor.
  (95) Tabrir Defterlerinin 13 e göre ( 370-373) Gedüklü,Sayca, Çukurköy, Küre Köyleri Meliklü ye bağlıdır. Ve Melüklü köyüne kayıtlı ilk kişi Bölük (Köye) e adını veren Pir Kadem Ketbuda Divanbaşi-yı Geriş-i Melükdür.

 Baltama Vadisinde yaşayanların, Türkleşmedikleri bizzat Müslüman Türk olarak geldikleri kesindir. Baltama Türkleşmiş olsaydı, Türkleşmeden önce ki medeniyete ait eserler olması gerekirdi. Ayrıca 1455 - 1613 tarihleri arasındaki Batlama köylerindeki nüfus sayımı tablosundaGayri Müslim nüfusta olurdu.
Batlamada islam öncesi Geçmiş Kültüre ait tek bir eser Şimşir Köyündeki kilise kalıntısıdır. Bu kalıntılar Türkleşmeden önce ki eser olabilir.

   Ayrıca Yer adlarında Çaldağ’ından başka Türkçeleşmiş yer adları da yoktur. Corafi yapı göz önüne alındığın da tarıma dayalı yerleşim için çok ta uygun olmadığı, yaşlıların “ Şurası benim çocukluğumda küfen ormandı” ifadeleri Baltama vadisinin en azından Manardan yukarısının Türkleşmeden önce bakir arazi olduğunu düşündürmektedir.
   Bu bakir arazinin içerisinde yerleşime uygun yerlerde tek tük gayri Müslim aileler yaşıyor olabilir. Bunlarda sık sık baskına uğrayan (Kerasus) Giresun dan kaçanlar dır. Ören Mahallesinin Çoban Yulundan kayma olduğu jeolojik bilgidir.
   
   Bu kaymadan önce Örende yaşayanların olduğu Ören tarlalarından kiremit parçalarından çıkmasından anlamak mümkündür. Ancak ; Bu kaymadan sonra köyümüzde yaşayanlar göç etmiş, bu göçün üzerinden yüz yıllar geçtikten sonra bakir duruma düştüğü düşündürmektedir. Baltama Vadisinin doğudan itibaren iki giriş noktası vardır.
   Bunun birisi Hanalağı, Ayıtdüzü ,İnnişdibi mevkii. Diğeri İse Yavuz kemal, Erimez, Çobanyolu üzerindendir. Ecdat Yavuzkemal- Erimez- Çobanyolu üzerinden girişi çok zor görmüş olacaklar ki Hanalağı – Ayıtdüzü- İnişdibi mevkiinden giriş yapmışlardır.
   Karaali Köyündeki Kilise, Yavuzkemal Lesbitteki kazan, teregobadaki ağaç atölyelerini kalıntıları, Çaldağındaki demiryolu, Çandağı (Çaldağında Çan çalındığını rivayeti) gerek isimler gerekse kalıntılar bu bölgede gayrimüslimlerin yaşadığını üstelikte gelişmiş, nüfus itibarı ile de kalabalık olduğunu göstermektedir.
    Çobanyolundaki tepedeki şehit mezarından ve askeri birliğin olduğu rivayeti , anbarlıdaki şehit mezarı, Recep Mah. çevresindeki çephe siperlerinin varlıkları Erimez ve çevresindeki yerleşim yerindeki gayrimüslimle, Ayıtdüzü, İnişdibi mevkiinden gelen Türkler arasında çatışmanın olduğunu göstermektedir.
    Çoban yolundaki karakol ,Recepteki siperler başka ne amaçla yapılmış olabilr ki ?. Erimez , Yavuzkemal yolunun üst kısmı (Çaldağı ve Çevresi) Melikli toprağının sınırları içerisinde olması da sınırın oluşmasının geçmişe dayalı bir iz den olduğu düşünülmektedir.
    Oysa Çaldağı Karaali ve Derelinin köylerine daha yakındır. Köyümüze ilk gelenler ; Cinhacı Oğulları, Ali Efendi Oğulları; İmam Mehmet Oğulları, Yahyu Oğulları, Bayraktar Oğulları. Kadı Oğulları ve Topaloğullarıdır. Bu kabileler Orta Asyadan birlikte çıkan kabilelerdir.Osmaniye köyünü kendilerine vatan yapmışlardır. Bu kabilelerin yerleşim yerlerine baktığımızda; Cinhacuoğulları , Yahyuoğulları,Ali Efendi Oğulları , İmam Mehmetoğullarının Çalderesi Vadisindedir. kardeş oldukları da rivayeti vardır.
   Cinhacıoğullarının Aygıtlı mevkiine yerleşmeden Ayıtdüzünde ikamet ettikleri bilahare Aygıtlı mevkiine yerleştikleri biliniyor.    Her iki yerleşim yerinin isim benzerliği de bunu göstermektedir. ( Ayıt Düzü - Aygıtlı )
    Kadı Oğulları ve Bayraktar Oğullarının da iki kardeş oldukları yine Aynı bölgeyi kendilerine vatan yapmalarından anlamak mümkündür.
    Köyümüzü vatan yapan bu sülalelerin isimlerine baktığımız zaman gelmeden öncede Müslüman oldukları aralarında kadı ve bayraktarın olması sıradan bir göç veya sıradan bir topluluk olmadıklarını anlamak mümkündür.
   Tiryaki oğullarının Tokat Zile yöresinden daha sonra geldikleri bilinmektedir. Yerleştikleri bir bölge yoktur. Osmaniye, Melikli, Sultaniye , inişdibi gibi köylerde serpintili halde bulunurlar . Tiryakioğullarının Bu 4 köyde serpintili halde bulunmaktadır.  Bunun nedeni
  Osmanlının  zamanın idaresi tarafından zorunlu iskan uygulaması yapılmış olma ihtimali çok yüksektir.
  Boşnaklar Anadoluya Bosna hersekten geldikleri kesindir. Anadolunun 70 e yakın yöresinde Bosnak köyleri vardır. Boşnaklar Hıristiyanlığın " BOGOMİL" mesebindendirler. Bu meshep İslama en yakın Hristiyan mesebidir. Bogomil Meshebine sahip olanlar, Papa otoritesini tanımaz, domuz eti yemez, içki içmezler, Hz. İsa tanrı demezler bu nedenle Hristiyanlar tarafından zülme uğradılar. Osmanlı Bosna herseği 1463 te topraklarına katınca Bogomil Meshebinde olan Boşnaklar kendi inanışlarına en yakın olarak müslümanlığı görerek müslüman oldular. fatih tarafından Anadoluya getirildiler bir çok farklı yerlere yerleştirildiler.
     Köyümüze en geç gelen sülale muhacirlerdir. Bunlar bazı yörelerde Gürcüler diye de adlandırılmaktadır. Onlarda gelmeden önce müslümandırlar. Batum yöresinden gelmişler köyümüze ilk yerleştikleri yer Çoban yolu mevkisidir. Bilahare Ali Efendioğulları ve İmam Mehmet Oğulları tarafından yer paylaşımı yapılarak şimdiki mahallelerine yerleşmişlerdir.
    Köyümüzde Tek devşirme aile Sofulardır. Cinhacu Hüseyin tarafından devşirilip , yer verip, yerleştirilen bir çocuk Yeni Ali lakabı ile yaşamıştır, Bilahare kişiliğini yansıtan sıfat ile anılmaya başlanmış ve Sofular olmuştur.
    Çarlık Rusya’sının Harşit Çayının Doğusuna kadar İşgalinden önce veya sonra Eynesil ve Görele yöresinden gelip yerleşen aileler de vardır.
    Ayrıca Melikli ve diğer köylerden, yörelerden miras yoluyla gelip köyümüze yerleşenler olmuştur. Bkz Kabilelerimiz.
      Köyümüzün kurucu aileleri ; Kadı oğulları, Bayraktar Oğulları, Cinhacu Oğulları, Ali Efendi Oğulları, İmam Mehmet Oğulları , Yahyu Oğulları ve Topal Oğulları aralarında geçmişte hiçbir husumetin yaşanmaması, farklı yörelerden gelen insanları aralarına alması, kabilelerin kendi arasında bölünürken bile değişik nedenlerden (Miras vb) çatışmaması, Devşirme yaparak yerini ve aşını paylaşması, Osmanlı ve Cumhuriyet idaresi dönemlerinde asilik ve eşkıyalık olaylarının yaşan maması, ve bu tür eylemlerde bulunanların çıkmaması, Kurucu kabilelerin Hoca Ahmet Yesevi’ tarafından Anadolu’ya gönderilenlerden olabileceğini düşünmek yanlış olmaz.
    Yoksa Bu kadar uzun süre bir arada husumetsiz yaşamalarının izahı başka türlü olamaz.
   Köyümüzün tarihini ulaşabildiğim bazı tarihi belgelerle yeniden düzenlenmiştir; rivayet edilen olaylar, yer adları, tarihteki geçmiş olaylar , bilgi transferi yaparak yazmaya çalıştım.
   Tarih yazmak elbette zordur. Kendimi bunun içinde yeterli görmüyorum. Ancak ; coğrafyamızı incelediğimizde bu yazılanlar tarihimizle birebir örtüşmese de doğrularının fazla olduğu yanlışların da bilenler tarafında düzettirilmesi bizden sonraki nesle bırakılacak bir tarih bilgisi mirası olacağını düşünüyorum... Mustafa YİĞİT Öğretmen 2006

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.